Dün gece Alice Springs’e vardık. Jump Inn Hostelde 26 AUD’a 10 kişilik bir odada kaldım. Odanın hemen hemen yarısı boştu. Akşam odaya vardığımda köşede yere oturmuş sırt çantasını yere koyup tekrar yerleştirmeye çalışan bir kızla konuştum, 17 gün sürecek 250 km’lik bir yürüyüşe gidiyormuş, hem de yalnız. Çantanın çoğunluğu yiyecek dedi. Ve yerdeki yiyecek tepelemesini gösterdi, yiyecekler fazla ister misin? Daha çok bir kullan imlik musli ve atıştırmalıktan oluşuyordu. Ben de tabii deyip kabul ettim. Hemen couchsurfing ve backpackers Avustralya grubuna bakıp Uluru için lift bulmaya çeliştim. İtalyan Simona’nin postunu görüp hemen cevap yazdım. Milli parkta çalışan iki İtalyan onu götürecekmiş, beni de sordu, kabul ettiler. Mili parkta en ucuz konaklama alternatifi olan Outbak Pinoeer Lodge uzun süre ful olduğundan kamp yapmamız gerekiyordu. Sabah buluşup, öğleden sonra da 15.00 de yola çıkacaktık. Beş günlük yolculuğun ardından ilk defa normal yatakta uyumanın rahatlığıyla gözlerim kapandı. Sabah 08.30 da odada gençlerin kahvaltı 09.00 bitiyor telaşı ile uyandım. Güzel büyük bir mutfak vardı hostelde. Kahvaltı kahve reçel yağ fiştik ezmesi kahve çay. Kahvaltıya giderken panoda fere kamp malzemesi yazısı görünce sonra resepsiyona sordum. Kamptan sonra bırakılan malzemeler bir çadır ile uyku tulumunu aldım. Yine mutfakta free items kutusu görüp içine baktım. Güneş losyonu duş jeli ve pil vb. yiyecek ıvır zıvır. Ben güneş losyonunu ve birkaç şeyi seçip aldım.

Nerdeyse hostelden verdiğim paradan fazlasını geri almıştım. Simona’dan mesaj geldi, diğer hosteldeymiş. 2 km mesafe hemen yürüyerek gittim. İtalyan gençler de oradaydı sonra Coles süpermarkete gidip ufak tefek alışveriş yapıp, arabayla benim hostele gidip oradan da benim eşyaları yükledik. Bu arada Simona’nin kullanması için 2 free uyku tulumu da aldık.

Yolumuz başladı çöl havası masmavi gökyüzü arabada değişen müzik camdan uzaklara çöle bakıp sonsuzluk hissiyle sessizliğe gömüldük.

Adelaide ile Uluru yol ayrımında ter alan Petrol İstasyonunda mola verdik. Deve kuşları çiftliği vardı. Burada aborjin sanatında çok yaygın yumurtanın içini boşaltıp, üzerini boyuyorlar. Yol devam etti aksam 20.30 civarı araba bizi Outback Campground kamping alanına bıraktı. İnerken kişi başı 50 AU$ istediler, kabul edip verdik. Girişte kayıt yaptırıp çadır yeri ücretini ödedik. Tek çadır veya iki çadır fark etmiyor, 39 AU$ ödedik. Hava oldukça kararmıştı ve biz bir anda varmamız gereken yere varmanın rahat ligiyle yorgunluk hissetmiştik. Mutfak ve tuvaletlere yakın bir yer seçip, çadırları kurmaya başladık. Simona için aldığım çadırın pollerinin içindeki ip kopuktu. Tamir etmeye çalışırken bir gençten yârdim istedim içindeki ipe gerek olmadığını direk birleştirip kullanabileceğimizi söyledi. Eğer sorun olursa bant ile yapıştırırsınız diye ekledi. Sonra da benimkini kurduk zaten tek kattan oluşuyor. Bitirip yemek için mutfağa gittik. Kamp mutfağı oldukça konforlu ve büyük görünüyordu. Sanırım üç tane mikrodalga fırın, iki kettle 4 tane gazlı barbekü. Ve bir kaç tane buzdolabı. Aileler ızgara yapıyordu biz de konserveleri yedik.

Kendimizi çadıra atıp, dinlenmeye başladık. Uyumadan daha önce aldığım sim kartın aktivasyonunu yaptım. Aylık 30 dolar kredi kartıyla ödemesini yaptım. Burada wifi günlüğü 10 dolar olunca mecburen data internet kullanmam gerekecekti.