22 nd April 2018

Kakadu Milli Park’dayız. Gece burada ıssız bir kampta sabahladık. Gece arabanın kapısın araladığımızda bir anda sivrisinek saldırısına uğradık. Bulunduğumuz kampta sadece bir karavan vardı. Ateş yakıp yılan ve sivrisinek için önlem almak istedim maalesef hiç çakmak vb bir şeyimiz yoktu. Karavandakilerden istedim ama yok dediler. Çaresiz arabada sabahı geçirdik. Bu arada arabanın içine 50 ve daha fazla sivrisinek girmişti. Bayağı öldürdük. Sivrisineklerden hastalık geçtiği için çok korkuyordu. Ben bir süre sonra mücadeleyi bıraktım sadece koltuk çok rahatsızdı.

Sabah sersem bir şekilde uyanıp, yakında yer alan ziyaret edilecek bir yere gittik. Orada önce kahvaltı yaptık. Çay kahve yok sadece su ile fstık ezmesı bal meyva ekmekden oluşan bir menü. Bizyemek yerken bir wallaby gelip yemeğe sulanınca biraz ekmek verdim iki eliyle tutup iştahla yemeğe başladı.

Biraz sonra kadrolu elemanımız oldu. Biz de fotoğraf çekip biraz vakit geçirdik.Sonra tepeye doğru yürüyüp manzarayı seyredip geri döndük. Sırada aborjinlerin kutsal kayalarında olan resimler vardı. Daha fazla ziyaret edilecek yer bekliyordum ve küçük bir alanda yer alıyor. Milli park kmlerce tek tip ağaçtan oluşuyor. Çöl olmasa da hiç bir şey yok.

Warramal klan toprakları, bu topraklarda daha önce yaşamışlar ve artık yaşamıyorlar. Diğer klanlar bu toprakları onların adına korumuş ve korumaya devam ediyor. Bu topraklarda yaşayanlar daha içerlerde bir yerlere taşınmış ve insanların ziyaret etmesine açmışlar. Resimler normal yaşam kesitlerinden örnekler veriyor. Aborjinlerin bu toptakları ziyaret etmesinin 20.000 yıllık bir geçmişi olduğu belirtiliyor. Kayaların içine doğru girildiğinde serin rüzgar içine alıyor. Dışardaki sıcağa rağmen burada böyle bir esinti olması çok ilginç.

Daha sonra kültür merkezini ziyaret ettikten sonra Katherine şehrine doğru yola çıktık. Yol manzarası yine aynı hep aynı ağaçlar hiç değişmiyordu. Kathrine şehrine varmadan Edith Şelalerine uğradık. Şelale park yerinden yürüyerek 1 km uzaklıkta ama biraz merdivenli yokuş çıkmak gerekiyor. Tepeye geldiğimizde 230 mtlik inişle şelaleye vardık. Şelaleler bir kaç tane ama üst havuzyüzmeye açıktı. Aşağı havuzlarda timsah olasılığı olduğu için kapalı tutuluyormuş. Bir saatlik havuz keyfinden sonra akşam güneş kayaların arkasından görünmeyince dönüş zamanın geldiğini anladık. Arabaya varıp güneşin batışını önümüze alıp, Kathrine şehrine vardık. Oralarda kamp yapma niyetindeydik ama bir kamp yerine baktık 35dolarmış, ve de şehrin hiç güvenli olmadığı söylenince 1,5 saatlik mesafede Mataranka kasabasında yer alan termal kamp alanına gittik. Akşam 21:00 olmuştu. Barda amerikan filmlerini hatırlatan siyah saçlı bir kız vardı. Çok ayrıntı anlatıyordu ama hepsi kağıt üzerinde, sabah 08:00 de mutfağın açıldığını söyleyince biz mutfak kullanımı anladık. Meğer restoranda yemek içinmiş. Bize verdiği haritayı alıp, kamping alanda çadırlarımız için yeri izi bulmaya gittik. Tabii en ilginci hiç bir yerde eleman çalışmıyor. Yeri gösterecek eleman yok. Kamp yerinde elektrikli olursa daha pahalı, biz elektriksiz ödeme yaptık kişi başı 13 AU$. Daha sonra çadırları kurmaya gittik. Tuvalete yakın bir yer seçtik. Ben K-Mart dan 12 AU$ a çadır 8 dolara mat almıştım. Dom tipi çadır hemen kurdum. Balıkçı çadırı tipinde, sonra restauranta gidip internete bağlanıp, bir şeyler yedik. Gece yarısı olmadan çadırlara dönüp iki gece arabada uyumadan sonra bedenimi matın üzerine bıraktım.