San Pedro de Atacama çölünden Arjantin’e

San Pedro de Atacama’da sabah uyandığımda kaldığımız hostelden amerikalı oda arkadaşım Porter kahvaltısını yapmıştı ve bana 2 yumurta ayırmıştı. Hızlıca kahvaltımı yaptım ve saat 11:00’i geçtiğinde Porter ile terminale doğru yürümeye başladık. Plazaya doğru sallanıp, terminal için aşağı yönlendik. Öğlen saatleri çöl sıcağı yakıyordu. Porter sırt çantamın birini alıp, bana yardım etti. Terminale kadar hala ne yapacağım konusunda karasızdım. Nereye doğru gitmek konusunda. Terminalde bilet seçeneklerini gördükten sonra ıtostop yapmaya karar verdim. Akşama kadar denerim olmadı Calama’ya gidip, gece otobüsüne binip, Uyjni’ye geçerim diye düşündüm. Porter ile vedalaştık. Ben haritadan Salta, Arjantin, ana yolunu bulup, 5 dakika yürüdüm. Yolun kôşesinde beklemeye başladim.
Güneş yakıyordu ama şapkam da yoktu. Dakikalar saati kovaladı. Geçen arabalar ya dolu ya da pas geçiyorlardı. Bu arada hazırladoğım sandvic ve bademleri yedim. Yaklaşık iki saati geçince sıkılmaya başlamıştım ki bir kamyonet durdu. İçinde 4 belediye işçileri.. Bana ileride bir noktaya kadar götürebileceklerini söylediler. Orada daha çok araba bulma şansınız olur dediler. Ben de önce sırt çantslarını pencereden içerdekilere verdim sonra da kendim arabaya çıktım. Biraz sknra bdni yolda indirdiler ve beklemeye başladım. Artık gözlerim sıcaktan sulanmaya başlamıştı.Yaklaşık yarım saat sonra belediye kamyoneti tekrar geçti ve duraklayıp bans poşette meyva uzatıp, sürekli hacer dedo yapmam gerektiğini söylediler. Vazgeçme yola çık çekingen davranma deyip yollarına devam ettiler. Poşeti açınca çok duygulandım, bir muz bir şeftali ve bir portakal koymuşlar. Halk her yerde aynı hep yardımcı olmaya çalışıyor. Hemen şefrali ve portakalı yedim. Güneşin çok yakıcı olduğu dikkate alınca inanılmaz iyi geldi. Yılda hafif yürüyordum ki kırmızı bir araba durdu. Direksiyonda bir erkek, hemen onun yanında genç bir kız pencereyi açtı ve birşeyler söylemeye başladı. Artık kesin bir adres soracak diye düşündüm. Salar de Tara diye bir yere gittiklerini söylediler. Ben de Arjantine geçmek istediğimi söyledim ve ne kadar gideceğimi bilmeden kabul ettim.Hemen koşup, sırt çantamı getirdim bagaja yükleyip, arka koltuğa oturdum. Başladık sohbete.. Javiera ve Jose. Javiera universitede okuyor güney Şili, Valdivilla’da. Çölde gidiyorduk ve manzara büyüleyiciydi. Tük olduğumu öğrenince Tarkan’ın şarkısını çok seviyormuş onu çalmaya başladı. Oldukça keyifli bir seyahat oldu. Yaklaşık iki saatte Salar de Tara’ya vardık.
Hemen arabadan inip, dev abidemsi kaya önünde fotoğraf çektirdik.Arjantin sınırına 50 km kalmıştı ki, bir anda beni burada bırakırsalar çölde hiç bir koşulda araba bulamam diye endişelenmeye başlamıştım ki, José beni Arjantin sınırına kadar bırakacaklarını söyledi. Sınırı geçtik ki uluslararası geçişin olmadığını gördük. Arjantin sınırındaydık. José bir an belki Şili’den çıkışın San Pedro’dan yapılabileceğini söyledi. Bir an ben de şaşırdım zaten böyle durumlarda hiç iyi değilim. José soralım yoksa bizimle dönersin dedi.Immigration’a geldiğimizde öğrendik ki; Şili ve Arjantin immigration birlikte çalışıyormuş. Araba geçişine izin verilmediği için Javiera ile beraber arabadan indik. Javiera bana yardım etti ve uzun süredir yolda beklediğim için  önce banyoya uğrayalım dedik. Sonra da vedalaştık, immigration ofisine girdim.

Çok kalabalık değildi önümdeki iki kişiyi bekledikten sonra sırama geçtim.Görevli  sordu “sınırı nasıl geçiyorsunuz? Arabayla geldim yürüyerek geçeceğim dedim ki, meğer bu sınırdan ya otobüs ya da arabayla geçmek gerekiyormuş..Bir kaç kişiye sordu ve ilk ve son kez yürüyerek geçebileceğimi söyleyerek Şili’den çıkışım ve Arjantin’e girişiim onaylandı. Çıkışta biraz bekledim ve pek şansım.yoktu. Diğer sınır geçişlerinde hep bir dolmuş bekler. Burada maalesef çöl havası..hiç bir şey yok. Sınırdaki bayan görevli ilerde benzin istasyonu olduğunu, gidip kahvemi içip dinlenebileceğimi söyledi. Yaklaşık 10 dakika yürüdüm ve benzin istasyona vardım. Benzin istasyonu bina girişinde muhtemel arjantinli mochilleros kaldırımda oturmuş bekliyordu akşam 18:00 olmuştu. Ve oraya varmamla çok sıcak karşıladılar ve içimden onlarla beklemem gerektiğini hissettim. Toplam 5 kişiydiler. Ben de sırt çantamı bırakıp yanlarına oturdum. Akşam oluyotdu ve bu saatte bir yere varmak imkansızdı.

Akşamın gelişiyle şiddetli rüzgar başladı ve konum değiştirerek binanın yanına geçtik. Rüzgar çok şiddetli değildi Biraz sonra bir kişi daha geldi ve çatısı olan bir inşaatın olduğunu söyledi gittik ki pencere ve kapı yok.
 Inanılmaz rüzgar içeride. Daha sonra birisi geldi ve bir odası olduğunu istersek kullanabilecrğimizi söyledi. Sonra birlikte eve gittik neyse ki rüzgar yoktu. Ama gece soğuğu şiddetliydi. Gençler mate hazırladılar ve süt tatlısısını ekmeklere sürdüler. Ve gitar saksafon müzik dinletisi başkadı. Akşam 22:00 den sonra makarna yapıldı yendi.Ve saatler gece yarısını gösterdi. Yere yanyana matları serip uyku pızisyonu aldık. Yer toprak olduğu için oldukça nrmliydi. Sırtımı üşütmemek için yan yatmaya çalıştım. Ama oldukça soğukta uyuması çok güçtü.Sabahı ettim diyebilirim. Ve gece ne uzunmuş dön sağa dön sola sıcak yatakda uymanın önemini ve özlemini yaşadım.Saatleri 07:00 için kurmuştuk. Saatlerin çalmasıyla hep birlikte hazırlığa geçtik. Saat 08:00 de sınırdan geçişin başladığını öğrenmiştik. Hazırlananlar sırayla yola yürümeye başladılar. Benzinliğin önünde konumlandığımızda saat 08:30 olmuştu.
Ama haberler hiç iç açıcı değildi çünki, Şili tarafında çölde buzlanma olduğu için kaza olmuş yol kapalıymış. Şili’ye geçecek arabalar uzun kuyruk oluşturmuşlardı. Şili’ye geçecek olanlar hemen arabalarını buldu. Biz arjantinli 3 genç ve ben  beklemeye kalmıştık. 4.200 mt olan rakım beni zorlamaya başlamıştı. Kanyon Colca’dan kalan cebimdeki koka yapraklarını nefesimi toparlarım umuduyla ağzıma atıp, çiğnemeye başladım. Soğuk şiddetini devam ettiriyordu. Uzerimde iki polar ve mont olmasına rağmen titremeye başlamıştım.Öğlene doğru kendimi benzinlikteki Cafeye attım. Arjantin klasiği medialuna ve sütlü kahve biraz içimi ısıttı. Dışarı çıktım ki yağmur kendini göstermeye bsşladı. Tekrar Cafeye geri döndüm. Sınırdan tek yük araba geçişi olmuştu, onlar da transit geçiyorlardı. Yağmurun dinmesiyle, dışarı attım kendimi. Bir saat beklemedim ki bir araba durdu. Tam zamanında imdadıma yetişmişti. Araba Rosario’ya kadar gidiyormuş. Hemen atladım. Erkek hemşire imiş. Yol çöl havasında devam ediyordu. Bir süre sonra dağları tırmanmaya başladık. Çok güzel bir manzara kendini bana sunuyordu. San Pedro de Atacama’da çölü çevreleyen dağlara bakıp şimdi orada olmak vardı demiştim. Ve şimdi önümdeydi gelmiştim onlarla birarada. Yol boyunca sohbet edip dağları aşmaya devam ettik.
Bir de baktık ki Salinas tuz gölüne gelmişiz. Indik göle doğru yürüyüp fotoğraf çektik.
Virajlıbir yolun ardından Purmamarca’ya varmıştık. Köy merkzinde inip, vedalaştım ve kalacak bir yer bulmak üzere yürümeye başladım.

2 Comments Add yours

    1. Thank you 💗💗

      Like

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s