Machu Picchu Yolunda

05 Ocak, 2017 Cusco, Peru
Cuzco’nun hafifçe eğimli çıkmaz sokağında olan hostelden saatime bakıp, geç kaldığımı düşünerek telaşla çıktım. Oldukça heyecanlıydım vevMachi Pichu’ya bir an önce varmak istiyorum. Tabii nedeni Machi Pichu’yu görmek değil di. Zaten üç yıl önce görmüştüm. Bu bir sevgi ziyareti idi. Manaus’da tanıştığım Zee ile tanıştıktan sonra ki dönemimizde ikimiz de yollarımıza devam etmiştik. Şimdi o Machi Pichu’da durma kararını vermişti. Ben de yola devam modundayım. Onun arkadaşı Serdar ile cafe açma dönemlerinde onların yanında olmak ve yardım etmek istediğim için yoldayım.
Dışarı çıktığımda havanın da yağmurlu olduğunu düşünüp, biraz daha endişeleniyorum. Çıkmaz sokakla bütünleşen merdivenleri yavaş yavsş iniyordum ki sokağın merdivenlerine dayanan bir otobüs gördüm. Dönmeye çalışıyordu ki hemen koşup bindim. Kaldığım yer plaza de Arma’dan çok uzak olmasa da yağmurda yürümek zor olacaktı. Olltaytambo otobüslerinin nerden kalktığını sordum ki pek anlaşamayacağımızı anlayıp kendimce tahminen bir yerde atladım. Cebimde de çok para olmadığını hatırlayıpilk önce kambiuo ofisi bulmaya çalıştım. Bir kaç yere srduktan sonra  3,37 kurundan dolar bozdurup bu arada kollektivoların nereden kalktığını sordum. Avenida solun devamında olduğunu öğrendikten sonra bir kaç dakika plazada vakit geçirmek istedim
Bir anda  ilk defa 2013 yılı Kasım ayında Cuzco’yu ziyaret edişim aklıma geldi. Nasıl da heyecanlıydım. Santiago’da gece 2:00 de birden karar verip Cuzco için uçak biletimi almıştım. Sabahın kör karanlığında yollara düşüp, sabah 09:30 da kalkan uçak ile buraya varmıştım. Güney Amerika için ilk adım atışım ilk izlenimlerimdi. Hiç hostel rezervasyonum olmadan kendimi Cuzco havalimanında bulmuştum. İner inmez 3.300 mt  nefes almakta zorluk çekmiştim. Daha sonra turizm ofisinin verdiği hostal ismini elime iyice sıkıştırıp, taksiye atlamış ve plaza yakınlarında yer alan hostala kuvvetli baş ağrısı ile varmıştım. Hostal sahibinin hazıladığı coca çayının sayesinde kendimi iyi hissetmiş  Cuzco şehrini keşfe çıkıp şehrin büyülü tarihine bırakmıştım kendimi.😊 Ilk şaşırdığım McDonals görmekti. Nedense sürekli ülkelerin kendi kültürlerini yok edip, tüm ülkelerin birbirine benzemesi çok da beğenmediğim bir şey. Küreselleşme gibi bir kavram her yeri birbirine benzetirken çok da yapılacak bir şey. Sessizce tüketim topluma karışıyoruz. Yavaşça Sol Bulvarına doğru yönelip, bir otobüs durağında banka dinlenmek için oturdum. Birazdan bir bayan gelip yanıma oturdu. Ona durağın nerede olduğunu sordum. Bana doğru bakıp trafik ışıklarından sonra iki blok sonra diyerek ekledi “tranquila mi amiga, disfrutes tiempo ahora en Cusco”. Haklı diye düşündüm. Hep aceleyle bir yerlere gidiyoruz. Biraz dinlendikten kendimi durakta buldum. İki tip dolmuş var birisi binek araçlarla diğeri minibus. Ücret 10 soles aynı. Ben minibus tercih ettim. Yarım saat sonra vadinin ihtişamlı manzarasıyla karşılaşmaya başladım. Penceremden bakışlarımı vadiye doğru çevirip, orada kaldım. Bir saat sonra Urubamba’ya vardık. Bir anda üç sene önce Cuzco’da bir gece kaldıktan sonra Urubamba’ya gelmiş Ollaytambo’yu ziyaret edip, ertesi gün trenle günü birlik Machi Pichu’ya gitmiştim. Geçmişte olsa orada yaşadıklarımız tekrar tekrar göz önümüze geliyor. O günden bugüne çok şey değişti. Üç sene önce zamana sıkışmış olarak buraya gelmişken şimdi zaman sorunum kalmamıştı. Sonsuz zaman tünelinde yürüyordum. Urubamba’yı geçip Ollaytambo’ya vardık.
Bir anda gözlerim plaza ve etrafında çevrili otel ve turistik dükkanlar içinde bir gece konakladığım  hosteli aradı. Diğer tarafda tarihi Ollaytambo ziyaret yerine geldiğim dün gibi. Plazada inip hidroelectrica için dolmuş olup olmadığını sordum.
Yarın sabah dediklerinde bir an şok oldum. Kendimi o kadar çok şartlandırmışım ki gitmek için bir anda B planını kabul etmek istemiyorum.Otobüs bileti satan hediyelik dükkan satıcısı Santa Maria’ya gidersem oradan hidroelectrica için otobüs bulbileceğimi söyledi Hemen oracıkta kaldırıma oturup, beklemeye başladım. Plazada sakin bir hava vardı. Turist taşıyan transfer araçlatı plazaya varıp, hemen sağa doğtu ilk sokağa girip, Ollaytambo ziyaret yerine yöneliyorlardı.Bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüp toparlandım. Köşeli dıralanmış dükkanlara da sordum. Ama aldığım yanıt aynı oldu. Çaresiz başa dönüp, ilk dükkandan bilgileri aldıktan sonra kendimi ana caddeye varmak için yola bıraktım. Omuzlarım düşmüş, kendimi bozguna uğramış bir genetal gibi hissediyordum. Sağa dönüp, sonra sola aşağı sokağın eğimine bıraktım. Yol beni ana caddeye çıkardı. Yol boyunca gözlerimin pınarında biriken gözyaşlarımı tutamıyordum. Küçük bir çocuk gibi kaubolmaktan mı korkuyordum. Ne zaman büyüyecektim.. Sadece planladığım gibi gitmemişti.Ana yola vardım ki polis aracı brkliyor onlara sordum Santa Maria otobüsüne binmek için nerede beklemeliyim diye. Yol çatal şeklinde, çatalın ağzında bekletsem otobüslerin orada durduğunu söylediler. Gittim. Bir kaç kaya üst üste duruyor. Taşın üzerine oturdum. Çantaları kum mj yol mu olduğu belli olmayan düzlüğe grlişigüzel attım. Birazdan bir köylü ile çocuğu da geldi. Onlar da aynı otobüse bineceklermiş. Bekliyoruz. Öylece bakıyorum uzaklara. Sanki birisi yukarıdan veni izliyormuş ve beni bir anda yukarı çekip sarjlacakmkş gibi. Gözlerimin yaşları kurumamış. Durup durup içimi çekiyorum. Kalkıp otostop yapabilirim. .. Ama kaderime zamana bırakıyorum kendimi. Gelecek bir otobüs doğru yanlış bdni duraklayan zamanın sonsuzluğundan kurtaracak. Bir anda polislerin sesi duyuldu. Santa Maria.. Hemen toparlandım. Otobüs önümüzde durdu. Sırt çantamı bagaja verdikten sonra otobüse tırmandım. Otobüs yığın yığın dolu. Arkalarda boş bir koltuğa oturdum. Yanımda oturan neredeyse tüm yediklerini koltuğun etrafına dökmüştü. Otobüs çoluk çocuk karmaşası içinde bir yerde duruyor. Herkes bir anda inerken bir yolcuyla konuşuyoruz, bana Santa Maria’ya 4 saatte varacağımızı söylüyor. Bir anda kafamdan kaynar su dökülmüş gibi oluyor. Santa Maria Santa Teresa arası da 1 saat,şimdiye kadar kat ettiğim 1,5 saat, toplam 6,5 saat yapıyor. Duygusallaşıyorum. Yanımdaki adam konuşmaya devam ediyor. Artık duymuyorum görmüyorum. Sadece zaman geçsin istiyotum. Tabii ki mola bitiyor yola devam ediyoruz. Otobüs virajlı dağ yollarına çıkmaya başlıyor. Gözlerimi yoldan ayırmadan bakıyorum dağlara ağaçlara yolun kıvrımlarına. Zaman geçiyor ve saat 19:00 da Santa Maria’ya varıyoruz. Hemen iniyorum. Küçük bir yer. Otobüsten iner inmez birisi gelip Santa Teresa diye bağırıyor. Gidiyoruz. Araba Santa Teresa yol ayrımı köşesinde park edilmiş durumda. Daha 1.yolcuyum 3 yolcu daha bekliyoruz. Ön koltuğa eşyalarımı yerleştiriyorum. Sonra da oraları keşfe. Dön dolaş aynı yere vardım. Bir süre sonra 4 lüyü tamamladık. Arka koltuğa Şilide oturan bir çift geldi. Eşi Tatiana ise Rusyalı. Sohbet ederek yolu anlamıyoruz ben de artık tekamül modundayım. Sakinleştim. Kısa sürede Santa Teresa’ya varıyoruz. Araçtan inerken bir kadın hospedaje ister misiniz diye soruyor. 10 soles dolmuşun ödemesini yapıyoruz. Sonra hep birlikte bakmaya gidiyoruz. Tek kişilik oda 20 soles. Yemek yiyelim karar verelim diyoruz. Yol boyunca herkes aynı fiyatı söylüyor. Wifi olan bir yerde dışarıda olan masalara oturuyoruz. Ben bir sandvic söylüyorum. Sohbete dalıyoruz. Tatiana’ya nasıl tanışdıklarını soruyorum. Eşi bir yıl dünya turuna çıkmış ve turun en son günü Bali Endenozyeda tanışmışlar aşıkolmuşlar sonra da evlenmişler. Çok uyumlu ve güzel bir çift. Benim şansım oluyor. Gece 22:30 a kadar oturuyoruz. Benim yemek parasını da ısmarlıyorlar. Kalkarken sarılıyoruz kardeş gibi sıkı sıkı. Beni hemen restoran yanında yer alan hostal Sol’a bırakıyorlar.
Odamda 2 yatak, tv ve banyo. Sıcak suyun olması beni mutlu ediyor. Sıcak bir duş alıp, günün yorgunluğunu atmak için kendimi yatağa bırakıyorum.
Sabah erken uyanmak istememr rağmen uyanışım 07:00 oluyor. An ak 08:30 da kenfimi dışarı atabiiyorum.Ödemeyi yapıp kahvaltıyı yapayım diyorum ama nedense hep yemek gibi menüler.Iki muz alıyorum 50 centum. Hostal karşısından 1 blok yürüyüp  hidro electrica dolmuşlarını kalmtığı yeri buluyorum. Mercado önünden kalkıyor. Yine ilk yolcuyum. Bu arada Mercado’ya çıkıp portakal suyu ve bir dilim kek ile kahvaltımı yapıyorum. Arabanın yanına geldiğimde hala kimsenin gelmediğini görüyorum. Zamanım var deyip beklemeye başlıyorum. 15 dakika içinde bir aile geliyor. 4 kişiler arkaya sığıyorlar. Artık neredeyse 30-40 dakikalık bir yol kaldığı için yolun keyfini çıkarıyorum. Bir süre içinde muteşem machu Picchu dağınu görüyoruz. Saat 10:15 gibi hidfoelectrica tren istasyonuna varıyoruz. Aile ile birlikte iniyoruz.Onlar bana yardım etmeyi teklif ediyorlar.Iki küçük çantayı veriyorum sadece sırt çantam kalıyor. Biraz yrüyoruz ki onlar çocuk için duruyorlar. Ben de daha hızlı yürüyeceğimi düşünerek çantaları alıp,  önden yürümeye başladım. Ama ilk yokuşta yığıldım onlar beni geçip gittiler. Biraz dinlendikten sonra yola devam ettim. Bir süre sonra onlara yetiştim ki, bana yardım ister misin diye sordu. Nedense en zoru benim için birisinden yardim istemek. Bazen bana zayiflık gibi gelse de mutluluk bu paylaşımda. Lütfen diyerek kabul ettim yürümeye başladık. Artık sohbet edip yolun keyfini çıkarmaya başladık.
Onlar Santa Maria’ya yakın bir yerden geliyorlar. İki kız kardeş birer çocukları ve birinin kocası. Tabii sohbet dinlenme derken yol bizim için 3 saat sürdü. Arkadaşım Zeynep,  3 km kala beni yoldan karşıladı.
Bir kavuşma sahnesi ve beraber yürümeye başladık. Sohbet ederek zamanın nasıl geçtiğini anlamdık. Kelebek bahçesine vardığımızda Serdar güzel yemeklerle bana süpriz yapacaktı.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s