Otavalo Indigenas 

06 Aralık Mindo 2016

Mindo’dayım ve Otavalo, Ekvador’da gönüllü bir iş bulduğum için yola çıkıyorum. Ancak 13:45 Quito otobüsüne yetişebildim. Direk otobüs olmadığı için Quito’dan  Otavalo otobüsüne binmem gerekiyor. Otıbüste hostelden kanadalı oda arkadaşım da var. Yolculuk yaklaşık 2 saat sürüyor. Kolombiya’da yol boyunca gördüğüm yeşil doğanın yerini bozkır dağ manzaraları ve çarpık biriket evlerin olduğu kentleşme manzarası alıyor. Tabii en güzeli otobüslerin büyük olması, ucuz ve yollarda virajın az olması. Dolayısyle kitap okuma fırsatı bulabildim.Otobüs sık sık duraklarda durup kısa süreli yolcularını topluyor. Çoğunluk çocuklu aileler. Saat 16:00 da Ofelia metrobüs terminaline vardık. Tabii Otavalo ohobüsleri kuzey terminalinden kalkıyormuş. Kanadalı arkadaş biliyormuş hep birlikte metrobüse binip kuzey terminaline gittik. Hemen 5 dakika içinde ıtobüs kalkıyormuş 2,5 dolar ödedik biletleri aldık. Otobüse biner binmez Jim Carry’nin bir filmini koydular. Ben de seyretmeye koyuldum. Ön koltuklarda oyuran 16 yaşına varmadığı belli olan genç bir kız, 2 yaşlarından çocuğu ile hiç ilgilenmiyordu. 

Akşam 18:00 civarı Otavalo terminaline varıyorum. Helpx.net aracılığı ile bulduğum yerin sahibi José gelince aramamı söylediği için telefon açacağım yer bulmaya çalışıyorum. Claro yazan levhaya doğru gidiyorum. Telefon kabinleri var. Konuşmaya başlıyoruz ama anlaşmak ispanyolca zor. Bakıyorum uzayacak sadece beklediğimi söylüyorum. José 15 dakika sonra pikap taksilerle geliyor. Kucağında çocuğu da var. Taksi parasını 5 dolar ben ödüyorum. Ben de terminalden gelip alırım diyince arabası var zannediyorum. 

Eve varıyoruz. Hem dükkam hem de ev. Giriş dükkan bölümünde bilgisayarlar var. Internet cafe gibi. Ben arka tarafda oturma salony gibi olan yerde oturuyorum. Wifi şifresini alıyorum. Kalacağım yerde internet olmadığı için mesajlarıma bakıyorum. Aile ile tanışıyoruz. Brş çocukları var. Erkeklerin ve kadınların geleneksel saçları uzun. Ve örüyorlar. Estela bana diktiği gömlekleri gösteriyor. Indegenas geleneksel beyaz renkli nakış işlemeli gömlekler giyiyorlar. Daha sonra cabaña denilen hostelimize doğru gece yürüyüşünf çıkıyoruz. Bir de arjantinli bir genç gezgin var. Giderken  evin köğeği Max bize eşlik ediyor. Etraf köpek kaynıyor. Anlaşılan burada köpeklere alışmam gerekecek. Gece karanlığında  depo gibi bir odada kendimi yatakda buluyorum. 

07 Aralık Çarşamba, 2016

Sabah uyandığımda diğer evde kalan José’nin teyzesi ve akrabası ile konuştum. Gece uyumakta olan ineklerin yerleri boş duruyor. 

Kaldığım ev, benim kaldığım oda orta kapı

Kafesler içinde fareye benzer hayvanlar da var. Sorduğumda yemek için beslediklerini söylüyorlar.

Sabah 8 de kahvaltı için José geliyor. Kahvaltı sofrası ortada boş gibi . Hemen bir muz ve haşlanmış bir yumurta dağıtıyor José. Bigki çayı gibi birşey içiyoruz. Genel olarak temizliğe önem vermemelerinden biraz tedirgin oluyorum. Birazdan José’ye  eski bir teknik ütü sistemine yardımcı oluyotum.

Saat 10:00 gibi José pek iş olmadığını ve Şelaleye gidebileceğimi söylüyor. 

Yaklaşık 3-4 km gibi yütüyerek gidiyorum. Şelaleyi bulmam çok zor olmuyor. Peguche Şelalesine vardım. Giriş ücreti alınmıyor ama bağış içün ricada bulunuyorlar. Ben de bir dolar verdim. Sakin bir şekilde yürümeye başladım. Çok güzel camping alanı var bir anda çadır kurup şöule keyif yapmak istedim.

Tarihi havuzlar da var. Detaylarına hayran kaldım.

Biraz daha yürüyünce şelaleye ulaştım. 

Şelalenin sağında ve solunda olmak üzere iki tane bakış noktası var. Sol tarafı daha keyifliydi. Ayrıca oturaklar ve kamelya türü dinlenme yeri yapmışlar. Tam dönerken bir bayanla tanıştım. Ekvadorlu ama Şilide yaşıyornuş hemen bir fotoğraf çektirdik.

Dönüşte yürüyerek dönmeye karar verdim ve kaldığım yerin adresini bilmediğim aklıma geldi. Yürüyerek bulacağımı düşündüm. Ama Otavalo yönüne yürüyünce hiç tanımadığım bir yerlere geldim. Hfmen José’yi aradım. Çok anlamasam da yazdım. Orada görevli bayan Parque Iluman olarak bana tercüman oldu. Uzun süre otobüs bekledim tabii moralim bızuldu. Neyse otobüsü buldum ve indiğim yerde bir dükkandan tarif ederek adresi öğrendim. 

Eve vardığımda çocuklar internet ile oynuyorlardı. Anne ve baba yürüyüşe gitmişti. Mutfakda dağ gibi bulaşık eviyenin içine gelişigüzel atılmıştı. Yemeği uiyeyim dedim ama pek boğazımdan geçmedi. Damak lezzetleri çok farklı.

Bulaşıkları yıkayıp mutfağı temizledim Birgün daha bitti. Arjantinli genç eve erken gidelim diyince Maxi alıp dönüşe geçtik. Vardığımızda mutfakda teyze oxak başında çorba pişiriyordu. Ben de kitap okudum. 
08 Aralık, Perşembe  2016

Sabah erken uyanıp bahçede Max ve diğer köpeklerle oynadım. Mav ağzında taş tutup onu bırakıyor ve ben atınca hemen yakalıyor. 

Sonra Max ile yola çıkıyoruz. Max bana rehberlik yapıyor.

Kahvaltıdan sonra Josė, bugün ahşapları temizleyeceğiz diyince ne olabilir diye düşünüyorum. Daha sonra bahçede ağaç dalları, tabure ve bıçak görünce anlıyorum. Öğlene kadar dalların kabuklarını soyuyoruz. Yemekten sonra Otavalo şehir merkezine gitmeye karsr verdim. Iluman Parkının önünden otobüs kalkıyor. 30 Cent. Şehir merkezinde inip, yöresel kıyafet satan sergileri gezdim

Saçlarını bağladıkları kordon

Daha sonra plazaya doğru iniyorum. Turizm informasyondan harita ve bilgi alıyorum. Ve satıcıları dolaşıyorum.

Plazada bakınırken Uruguaylı bir fenç telden adımı yazan bir ayıraç yapıyor. Bu arada diğer arkadaşı da ingilizce konuşuyor. Daha sonra oradan ayrılıp yemek yemek için bir yer bulmaya çalışıyorum. Caddede yürürken karşımdan birisi bana merhaba diyor. Anlıyorum ki biraz plazada tanışmışız.Eduardo. Beraber yürümeye başlıyoruz. Kolombiya, Cali’den. O da evindençıkmış ama çok uzağa gitmeye cesaret edemrmiş, Ekvador’a grçmiş.Ben Kolombiya’yı çok sevdiğimi söylüyorum. O da Ekvafor’u tercih ettiğini söylüyor. Orası burası derken Plaza Bolivar’a varıyoruz. Güney Amerika’da seyahat etmenin en güzel yanı tüm plaza ve terminallerde wifi olması. En sonumda 2 dolara karides tabağı buluyoruz. Yemekten sonra sokaklarda yürüyüp, değişik meyvaların tadına varıyoruz. Ben son otobüsü kaçırmak istemediğimi söylüyorum. Terminale kadar bana eşlik ediyor. 

09 Aralık Cuma, 2016

Sabah kahvaltıya indiğimde José bugün Cotacachi’ye gidebileceğimi söylüyor. Ben de türk kahvesi yapıyorum birlikte içiyoruz. Sonra çıkıyorum. Önce Otavalo’ya gidip, oradan Cotacachi otobüsüne biniyorum. Otobüsler 30-35 cent arasında. Hava oldukça güneşli. Cotacachi daha çok avrupalı havası izlenimi veriyor. Kolombiya yılda 6 aydan fazla dolaşım vermediği için Ekvador daha çok emekli avrupalı göç almış. Tabii hayat daha ucuz. Şehirde kendimi caddeye bırakıyorum, bir anda kendimi plazada buluyorum. 

Öğle yemeğini güzel bir restoranda yedikten sonra Cuicocha gölüne gitmeye karar veriyorum. Terminalin önünden pikap taksi kalkıyormuş. 5 dolara anlaşıyoruz. 13 km mesafede yer alıyor. Oraya vardığımızda hava kapatıyor. Mirador’a çıkıkarken yağmur, arkasından dolu bastırıyot. Kendimi mirador restorana atıyorum. Orada Kolombiyalı bir aile ile tanışıyorum. Yağmur dindiğinde kendimi dışarı atıyorum. Hemenvaşağı inip, dönüş için araba bakıyorum. Beklerden özel araca el kaldırıyorum duruyor. Beni Cotacachi’ye kadar bırakıyor. Sonra otobüsle Otavalo’ya dönüyorum. Otavalo’da plazaya gittiğimde Eduardo’nun mesaj  gönderdiği gördüm. Ben de plazada olduğumu söyleyince  birazdan plazada buldu beni. Bu arada plazada la navidad göstetilerini izledim. 

Eduardo geldiğinde bana yaptığı müziği dinletmek istediğini söyleyince hostelinin terasında bana kendiği yazdığı electronic müziği dinletti. Daha sonra kendimizi Otavalo’nun renkli sokaklarına attık. Akşam 20:00 civarı yine terminaldeydik. Ayrılırken bana kenfine dikkat et dedi ve sarılıp ayrıldık.

Iluman meydanına vardığımda Estela ile çocukları gördüm. Kiliseye Bingo oymaya gidiyorlardı. Malum Navidad ilk günü. Beni de çağırdılar. Ben de peşleri sıra devam ettim. Kiliseden ziyade boş bir salon tamamiyle köylüler ile doluydu.ilk önce dua edildikten sonra bingo oyununa geçildi. Yere hasır sermişlerdi çocuklatla yere oturdum. Bingo için mısır taneleri dağıtıldı. Rahip genç ve oldukça ciddiydi. Milli  piyango çekilişi gibi tek tek sayıları söylüyordu. Ben çocuklarjn sesinden anlamakta güçlük çekiyordum. 2 sefer oynadık ve kazanamadım. Bu aradavekmek, pilav ve kahve dağıtıldı. Artık vazgeçip dükkana döndüm. Midem kötüleşmeye ve başım ağrımaya başladı. Sanırım sudan veya yiyeceklerden hastalanmıştım. Eduardo mesaj göndermişti varıp varmadığımı soruyordu. Cabaña’ya gittim. Yeni misafirler gelmişti. İspanyadan. Kendimi yatağa attım ama gece hiç uyuyamadım. 

10 Aralık Cumartesi, 2016

Sabah uyandığımda iptaldim. José gelmişti. Halsiz olduğumu söyleyince bir yumurtayı başım, omuzlarım ve kollarım üzerinde gezdirerek krndi dilinde bir şeyler söyledi vr yumurtayı attı. Öğlene kadar kendimi toparladıktan sonra cumartesi günleri olan Otavalo pazarına gittim. Okdıkça sıcak ve kalabalıktı. Kendimi plazanın çimlerine attım. Bir süre dinlendikten sonra tekrar yürümeye başladım. Plazaya vardığımda Eduardo beni gördü. Onun tezgahının yanına gittik. Tezgahın dayandığı kaldırım taşına kendimi bıraktım. Eduardo da yanıma oturdu. İki çıcuk gibi oturuyorduk. Ara sıra müşteriler geliyordu. Bu arada iki tane takı sattı. Ona gideceğimi söyleyince ” beni yalnız bırakıp gidiyor musun? ” dedi.Ne diyeceğimi şaşırdım. Hepimiz yalnızız dedim.Benimle Baños’a gelebileceğini söyledi. Bazen sessiz kalmak daha güzel bir zamandır. Vedalaştık. Akşam dinlenip pazar sabahı yola çıkmaya karar verdim.

11 Aralık Pazar

Baños’a yola çıkıyorum. Ibarra’dan otobüs kalkıyormuş. Arjanyinli hostelden arkadaşla Ibarra’ya gittik. Itobüs biletimi 14:30 a aldık. 7,5 dolar. Daha sonra plazaya kadar yürüdük

Elveda Otavalo 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s